DB/400 den Ms Sql’e data transferi

As/400 DBMS’den sql 2000 vb. ne data transferi yapma ihtiyacı duyanlar olmuştur. Eğer IBM As/400 veya yeni adıyla ISERIES’den MSSQL’e data transferlerinde birleştirilerek oluşturulmuş metin veri tipindeki alanların sorun oluşturduğuna belki şahit olmuşsunuzdur. Belki çok kolay bir şekilde çözülebilecek bir sorun, ama beni bayağı uğraştırdı. As/400’de yaptığım (query manager veya sql kullanarak) ve concat veya diğer operatörlerle yaptığım metin birleştirmeleriyle oluşturduğum alanlar pc’ye transferden sonra okunmaz hale geliyordu.

Okumaya devam et “DB/400 den Ms Sql’e data transferi”

İyilik ve kötülük mücadelesi

Yine bana maille ulaşan güzel bir anekdot..

Yaşlı kızılderili reisi kulübesinin önünde torunuyla oturmuş, az ötede birbiriyle boğuşup duran iki köpeği izliyorlardı. Köpeklerden biri beyaz, biri siyahtı ve on iki yaşındaki çocuk kendini bildi bileli o köpekler dedesinin kulübesi önünde boğuşup duruyorlardı. Dedesinin sürekli göz önünde tuttuğu, yanından ayırmadığı iki iri köpekti bunlar. Çocuk, kulübeyi korumak için biri yeterli gözükürken niye ötekinin de olduğunu, hem niye renklerinin illa da siyah ve beyaz olduğunu anlamak istiyordu artık. O merakla sordu dedesine. Yaşlı reis, bilgece bir gülümsemeyle torununun sırtını sıvazladı. Okumaya devam et “İyilik ve kötülük mücadelesi”

Web günlüklerine ne yazılır?

Şu bir gerçek, gerçek günlüklerimize yazdıklarımızı internetteki günlüklerimize yazamıyoruz. Çünkü bunlar okunuyor. Birde rating telaşı var tabii. Yani hem yazdıklarımızın okunmasını istiyoruz ki günlüğümüzü internette yayınlıyoruz, hemde herşeyi yazamıyoruz.

Kim günlüğüne yazdıklarının okunmasını ister ki?

Sevgi

İlginç bir hikaye, paylaşmaya değer.

“Adam yeni kamyonuna bakmak için evinden çıktığında, üç yaşındaki oğlunun; gayet mutlu bir biçimde elindeki çekiçle kamyonunun kaportasını mahvettiğini görmüş. Hemen oğlunun yanına koşmuş ve çocuğun eline çekiçle vurmaya başlamış.

Biraz sakinleşince oğlunu hemen hastaneye götürmüş. Doktor, çocuğun kırılan kemiklerini kurtarmaya çalıştıysa da elinden bir şey gelmemiş ve çocuğun iki elinin parmaklarını kesmek zorunda kalmış.

Çocuk ameliyattan çıkıp gözlerini açtığında,bandajlı ellerini fark etmiş ve gayet masum bir ifadeyle, “Babacığım,kamyonuna zarar verdiğim için çok üzgünüm.” demiş ve  sonra babasına şu soruyu sormuş: Parmaklarım ne zaman yeniden çıkacak?”

Babası eve dönmüş ve hayatına son vermiş..”.

Çok sevdiğiniz birine karşı sabrınızı yitirdiğinizi  anladığınızda, önce biraz düşünün. Kamyonlar onarılabilir, ama kırılan kemikler ve incinen duygular hiçbir zaman onarılamaz; genellikle kişiyle performansı arasındaki farkı göremeyiz. İnsan hata yapar. Hepimiz hata yaparız. Fakat öfkeyle ve düşünmeden yapılan şeyler, insanı sonsuza kadar rahatsız eder. Harekete geçmeden önce durun ve düşünün. Sabırlı olun. Anlayış gösterin ve sevin.

Paraşütünüzü kim hazırlıyor?

Charles Plumb Vietnamda uçmuş,ABD Hava Harp Okulu mezunu bir pilottu.Savaş sırasında yaptığı 75.inci uçuşta ,yerden havaya atılan güdümlü bir füze tarafından vuruldu.Derhal kendini fırlatıp paraşütle bir ormanın içine düştü.Kısa bir sure sonra da Vietkonglar tarafından yakalandı ve tam 6 yıl Kuzey Vietnamda esir olarak tutuldu.Bugün Charles Plumb yaşadığı bu tecrübe hakkında insanlara ders vermektedir. Okumaya devam et “Paraşütünüzü kim hazırlıyor?”